31 Ocak 2012 Salı

Bedazzled in London


istanbul kara teslimken ben burada bir haftadir Londra'da az gunesli,neredeyse yagmursuz ama cok soguk gunler yasiyorum.Sesler,insanlar ve kokular Avrupa sehrinde oldugumu hissettirirken arada sokakta gordugum tilkiler beni sasirtiyor.Kedisiz ve kopeksiz kent Londra...3,5 sene sonra tekrardan Soho'da vintage dukkanlar geziyor,Camden Town da cilgin punk ve gotik ruhunu hissediyor'Portobello pazarini butun detaylarinla inceliyor ve cin mahallesinde daha once hic yemedigim cin yemeklerini yiyorum.Bu arada bu aralar Chinese New Year kutlaniyor.Tiklim tiklim sokaklarda spirituel dragon danslari yapiliyor ve gonglar tum gucuyle dragonu korkutmak icin caliniyor...
Yeraltinda yasayan sehir Londra'da surekli metroyu kullaniyorum.Metronun gelisinin kuvvetli ruzgari yuzume carparken bir ses duyuyorum ardima bakiyorum yasli bir zenci elindeki piyanosunda Mad World'u caliyor.Hayatin tatli anlarindan birini yasiyorum.Bermondsey'den Bayswater'a giderken bu yolculugumun sarkisi olarak belirledigim Bedazzled'i dinliyorum.Seyahat gunlugume notlar aliyorum."Tekilim...Tekil olmak her zaman hissettigim bir sey benim icin...Ozellikle birinin yanindayken hissettigim tekillik...Tam bir kandirmaca yumagi "bir" olmak..."

Ve burada yaptigim en guzel seylerden biri Brixton Academy'de yakaladigim Explosions in The Sky konseriydi.
Bu konser icin tek bir kelime yetiyor.OLAGANUSTU.Artik "The Only Moment We were Alone" u dinlerken aklima Brixton Academy'nin muhtesem konser alani ve Ingilizlerin konserlerde ne kadar edepli oldugu gelecek.Konser saatleri sinema saatleri kadar dakik.En iyi gruplar bile tam zamaninda cikiyor ve zamaninda bitiyor.Bis yapmalari yasak.Yani konser bitti demek gercekten bitti demek ve konser esnasinda veya bitince hic bir hengame yasanmiyor.


Bu sabah yagmur kendini gosterdi.Kisa bir sure sonra Istanbuluma donecegim.Daha cok sey var yazacak.
Karla beraber kalbinizin de temizlenmesini diliyorum ve sizi Londra soundtrackimin en onemli sarkisiyla basbasa birakiyorum.

22 Ocak 2012 Pazar

benanonim

uçuşa az kaldı.toparlanmak hep sancılıdır.Birisi beni ve valizimi toparlasa keşke.
kendime söz geçirmek çok tuhaf bir his.Kendinle elele tutuşmak gibi.

Anonim:aslında anonim konuşmak çok hoş bir şey bazen. herkes konuştuklarından yazdıklarından bir şeyi üstüne alınabiliyor ama asla emin olamıyor.

17 Ocak 2012 Salı

city of dreams

someone like you

someone like you, meaculpax tarafından long skirts ile yaratıldı


polyvore city of dreams koleksiyonum.

16 Ocak 2012 Pazartesi

hmm

la boheme


polyvore la boheme koleksiyonum.

Anouar Brahem ve kifayetsiz kalış

Ve yine çok güzel geldi.Büyüleyici.Yaz gecesi serinleten kış geceleri ısıtan.Ilık bir çikolata tadı gibi damağımda tadın.Kulaklarımda ise yumuşacık bir melodi.Notaları tek tek ayrımsanacak kadar temiz.
Buradaydı.İstanbulda,CRR de.Yaşanacak güzel ve mavi şehrimde.

13 Ocak 2012 Cuma

dipnot



çok yazmak geliyor ta içimden.
herkesin özenerek sahip olduğuna hevesleniyorsan,sen de sürüye hoşgeldin...

12 Ocak 2012 Perşembe

itinayla k.....

gün içinde tüketilen chai aromalı 5.yeşil çay.
seyahat günlüğümden rastgele bir sayfa açıyorum.selanik-atina treninde yazılan bir yazı.
"otoban göründü.gölge gibi kaçtıkça hızlanıyor,bir başına kalıp kimden kaçtı en çok?kendinden başka?okuyorsun anlamak için ama anlamakta olduğun şey anlaşılamayanlardan ibaret iken,sen söyle kim kandırıyor kendini,"bunu bana mı yazdın?"derken içinden..."
ve bir sürü içki.uzo,whisky,gin,tekila.keramikosta öğlen yenilen sulu domuz etli yemek ve likör bardaklarında içilen şarabın keskin kafası,viktoria'da sarhoş sarhoş dolanmak ve Glyfada'da adalar gemilerini izlemek...
güldüren şeyler de vardı.çılgınca hareket eden minik inşaat kepçesi ve kaybolduğumuz sokaklar.
geçen gün-tam cihangirin dar bir sokağından İstiklale çıkarken- adımı unutacak kadar sarhoş olup günlerce sızmak istemiştim.kısa bir süre.
yaşam size de bazen baş ağrısı veriyor mu? gözlerimi kapayıp Arborea dinlerken dün gece,kar yağmasını dilemiştim.Oysa şimdi bir başka lodos.Bizi sersemletip ısıtacak hafiften.
sayfaları çeviriyorum.bir başka yazı.Chris Isaak "Blue Spanish Sky" uçağımın kalkmasına 1 saat var. gözlerimi kısarak mavi ispanyol göğüne bakıyorum aynı şarkıdaki gibi.Bir sigara yakıyorum nedensizce.Now she's gone, our world has changed.
Watching a blue sky, thinking of rain.
Gülümseyerek içime çekiyorum dumanları...İspanyayı terk edip geceyi portekiz'de geçirecek olmak tuhaf bir huzur veriyor.şarkıyı tekrar dinlemek istesem de şarjım bitiyor.umursamıyorum.nadir içilen sigaranın başımı döndürmesi hoşuma gidiyor.İzlendiğimi fark ediyorum o anda. Keten takım elbiseli İspanyol sanki şarkıyı benimle beraber dinlemiş gibi dingince gülümsüyor...
ve bugün etrafı toparlarken yazın Plaza Real'de çocuklarının fotoğraflarını çektiğim Andrea'nin adresini buluyorum.Gecikmiş fotoğrafları yollarsam ne kadar sevineceğini düşünüyorum.Evet sanırım bu gece yapabileceğim en güzel şey bu.
Oysa kimi zaman bir yerlerden anlatmaya başlamak
aslında bir başka şekilde susmaktır.

8 Ocak 2012 Pazar

Kadınlar nasıl terk eder?

Kadınlar giderken çok sessizdirler.
Karşında oturuyor zannedersin oysa oturan şey sadece hayalidir. Az bir süre sonra seni terk edecek olan ve bir başka uzay zamanında aslında çoktan o masadan kalkmış olandır.
Hala seni seviyor zannedersin oysa kalbi bir başka uzay zamanında çoktan seni terk etmiştir.
Gökyüzüne bakıp ölmüş olan yıldızları hala görüyor olman gibidir bir kadının terk etmesi. gittiğini anlamak için ışık hızı kadar kuvvetli bir kalbin yoksa guguklu saat kuşunun ızdıraplı yavaşlığında geçecektir zaman onun gidişini anladığında.
Kendinden emin gülüşünü yüzünde donduracaktır gidiş. Sen karşında az önce oturanın o kadın olduğuna dair en sevdiğinin üzerine yemin edebilirsin ama bunun değiştireceği en son şey,
gidiştir.
gitmiştir işte.
öyle.

4 Ocak 2012 Çarşamba

sizin rüyanıza hiç zeki müren girdi mi?

Sabaha karşı kulağımda tatlı bir ezgi vardı. Zeki Müren en güzel tonuyla bana bir şarkı söylüyordu. gözlerim kapalı dinliyordum.Ilık bir rüzgar.Belki eski zamanlardan birindeydim,bir gazinonun çay bahçesi,beyaz demirden sandalye ve masalar.Şunları diyordu:

GÖZLERİN İLAN-I AŞK
SÖZLERİN İLAN-I TERK

uyandığımda saat o4:48 idi.Hemen bu sözleri bir yere not ettim.Çok sevdiğim Zeki Müren bana ne demek istemişti?

Gözlerin yalan söylemiyor sözlerin ise beni durmadan terk ediyor demekti bu belki de...
Eğer aşıksanız ,Yormayın kendinizi;birbirinizi
Bir deniz bulun bir de rüzgar
ve bir de parçalanacağınız bir uçurum...Sevgilim demeyi öğrenin...
nietzsche yıllar hepinize.