26 Mart 2012 Pazartesi

we all are sometimes fragile

görelilik kavramına göre objenin vektörel hızı, ışığın hızı ve bir de güçlü yerçekimsel alanların gücü ile ilişkilidir. Bu yerçekimsel alanlar zamanın ilerleyişini yavaşlatabilir, ve bir o kadar da gözlemcinin hareket durumuna bağımlıdır. Bu nedenle de zaman evrensel değildir.
Şimdi sek kahvemin tadının keyfi kütle uzay zamanımda yeterli eğriliği yaratabilirse zaman benim için hızlanacaktır.
Teleskopum vardı.Onu verandaya çıkarıp yıldızları ve uzayı izlemek,evimin yakınlarında puhulayan baykuşu dinlemek ve biraz da Martini içmek istiyorum.
hepinize aklınızı başınızdan alacak güzellikte kurgusal rastlantılar diliyorum.Dün gece evrenin kurgusal zekasının zerafeti beni yine büyüledi.Burnumun ucunda yaşayan bir başka balina-baykuş ruhu keşfettim.Tam da sessizlik dışarıda öten baykuşun puhusu ile yırtılırken hem de.
Karanlıkta buluşup birbirimize küçük hediyeler verdik.
Ben ona Atina'dan aldığım güneşi bedeninde hapsedebilen bilge baykuş oyuncağımı o da bana baykuşlar ve balinalar için yaptığı melodileri verdi.
ve bizler kimi zaman süt bıyığı,Meg Ryan ve küçük bir uğur böceği kadar kırılgan olsak da zarif bir kurgu yanaklarınızı acıtacak kadar gülümsetebilir yüreklerimizi...

25 Mart 2012 Pazar

balderdash

Hayatımdaki ve hayatımdan giden E.lere:

sevgili E.
kan kaybediyorsun.sanırım midemi bulandırmaya da başladın.

Sevgili E.
seni dinliyorum aslında.bazen çok yorgunum ve bu yorgunluk zihnime puslu bir perde kapatıyor.o yüzden katatonik bakışlarım olabiliyor.

sevgili E.
çok yakında yanına geliyorum.bavulumda bir şişe likör ve yüreğimde pırıl pırıl bir sevgiyle.

Sevgili E.
iyi birisin.ve hepsi bu.

sevgili E.
hava ısındı.akın balık'ta rakı balık yapacağız.ama sanırım muhabbetin beni sarmayacak.öyle hissediyorum.

sevgili E.
astronomiye olan merakın uzaylılarla kısıtlı değil.bu çok güzel.ayrıca benim gibi passcode'ların var bu da muhteşem bir bonus.ama...ama işte...

sevgili E.
az önce, yıllar önce hayatımdan çıktığın için Tanrıya kocaman bir şükran yolladım.

Hatalarımızı en çok onları artık daha fazla önemsemediğimizde severiz.
Yaş almanın en güzel yönü ise hatalarımızı unutma gücümüzün hızlanmasıdır.
Yarın Pazartesi.Başlayacak ve bitmek zorunda olan bir başka gün.Hepsi bu.

17 Mart 2012 Cumartesi

kyblmk



bunu dinlerken kaybolmamak çok zor.
tut elimi iç sesim.
acil ruh.
hepimize.

11 Mart 2012 Pazar

Uykusunda bile düşünen bir balina ne kadar yanılabilir?

Bir hikaye yuttum.Sindirene kadar kalbim uyuyacak ve gözlerim açık kalacak.Uykularım eskiden fırından yeni çıkmış poğaça kadar tazeydi benim...
Şimdi soruyorum:Uykusunda bile düşünen bir balina ne kadar yanılabilir?
Balinalar tam olarak uyumazlar. Bizim gibi derin uykuya dalamazlar. Çünkü soluk alabilmek için düşünmeleri gerekir. İnsanlar ve diğer birçok memeli, otomatik olarak (istemsiz) soluk alırken, balinalar otomatik olarak soluk almazlar. Bu yüzden eğer suyun içinde uyurlarsa boğulabilirler. Balinalar uyumak yerine kısa kısa kestirirler. Su yüzeyine yakın bir yerde beyinlerinin yarısı ile uyurlar. Beyinlerinin diğer yarısı soluk almak amacıyla uyanıktır. Bir süre sonra uyanık olan taraf uyur. Beynin diğer bölgesi soluk almak için nöbet tutar.
Deneyin: Gözlerinizi kapatarak kendinizi yorganı başına çekmiş uyuyan bir balina olarak düşünün. Bütün dikkatinizi soluk almaya verin. Sayarak on kez soluk alıp verin. Gözlerinizi açın.
Bunu her uyuduğunuzda yapmak zorunda olduğunuzu hayal edin. Ne kadar zor olurdu değil mi? Ama balinalar bizden farklı canlılar olduğu için bunu yapabiliyorlar.



Tuhaf bir not:Sevdiğin birinin dinlediği müziği dinlerken onun tam olarak ne hissettiğini anlaman için harcanan çaba şarkının heba olmasına sebep olur.

Canım annem,senin toprağından doğmuş olmak ne kadar güzel...Ve sen bugün ilkbaharın gelişi kadar güzelsin...Kalbin ve bedenin daima yeşil kalan ağaçlar gibi taptaze olsun...

5 Mart 2012 Pazartesi

anda belirmek azcık ta delirmek,sakıncası yoktur tükenmenin...

Kalp te şişer bazen...
İçine tıkıştırılanlarla.
Yapısına uyumsuz bir şeyler içine dolmaya başladı mı hemen error vermez. Güçlüdür.Dayanır.Teknolojik ürünler gibi su aldı mı bozulmaz,daha da direnir,şişer şişer ama o an gelir-KUSURSUZ bir altüst olma dürtüsü ile,-ne olduğunu anlamadan,çarpık bir çaresizlik,ruhtan yükselen kaynamalarla infilak eder.
Neden böyle oldu dersin.Cevabını en doğru bildiğin şeydir aslında bu.Bazen cevabını çok iyi bildiğimiz şeyler,cevabını hiç bulamadıklarımızdan daha da çok ürkütür bizi.Bazen en çok cevabını bildiklerimizin yalana dönüşmesini isteriz.Bile bile kendi yalanlarımıza inanmayı isteriz,seçeriz,beceririz...en beceriksiz halimizdir o...
Bu halin çok görkemli bir hali vardır aslında...Bunu göremeyiz genellikle.İnsanımsı yanlarımızı ayıplamaların volümü arttıkça suçlu suçlu çökeriz olduğumuz yere,üstümüze de geceyi örteriz.Göremeyiz ki geceden daha da karanlıktır aslında kalbimiz...
En çok kaybederken sahip olduklarımıza sarılırız.İşte bu kalbin infilakının en kudretli sebebidir.Oysa bazen herşeyi kaybetmek,herşeyden vazgeçmek en temiz halimizdir.Ne kalmıştır ki daha? Ne kalabilir ki? Kim korkutabilir ki?Kaybedersin.Diptesindir.Sonrası çıkıştır.Daha düşecek yerin kalmamıştır.
Kalbimiz karanlıkken aydınlık planlar yapmak kendimizi en kuytuda sıkıştırıp becermektir aslında.Kimsenin haberi olmaz bundan.Olsa sanki önemli bir şeymiş gibi gelir ama önemsizdir aslında...Önemli olan şey içimizdeki bitişlerin bizi ele geçirmiş olduğudur.Virüstür bu.
Yüreğinin ışıklarını aç,rehberin olsun.Sakın korkma.

Hayatı öğrendiğimiz kitaplara,keskin huzura,
mayalandığımız ıssızlıklara ve uykusuzluktan beyin hücrelerimin kıvrımlarının değişen renklerine selam olsun.