18 Ağustos 2013 Pazar

kuytunu bul

Yazarız ve sileriz bazen. Çünkü hayat böyle.Seyircimize göre oynuyoruz.Seyirci bize soru sorsun istemiyoruz bazen.Neden?Neden bunu yazdın?Yoksa?...ile başlayan sorular biliyoruz ki bizi açık denizlere götürecek ve soruların elleri bizi o denizde boğacak. Ağlamak için en güzel yerlerden birisi uçaklardır.Gözlüğünü takarsın,içkini istersin-ki muhtemelen benim için bu tek buzlu bir viskidir-sonra telefonunun şarjı yoksa uçağın müzik kanallarına mahkum olursun.Tıpkı benim gibi... Sevgiliden ayrıldıktan sonra uçakta dinlenilmemesi gereken şarkılar listesine bir şarkı daha eklenir. Bir süre ağlarsın.En kötüsü ise bir sevgiliyi bir daha ne zaman göreceğini bilemeden bir başka ülkede bırakmaktır.Boş bir patates çuvalısındır sen aslında o koltukta sinmiş...Viski içebilen,müzik dinleyebilen ama içi boş bir patates çuvalı. Fotoğraflar anları dolduran ve havada asılı kalmış zaman kırıntılarıdır. Fotoğraflar gözlerin ve belleklerin deja vu'sudur. Yine de yazmak lazım.Yazman lazım.Gerekirse seyircinin olmayacağı gizli sahnelerinde oynamak için bile olsa yazman lazım. Satır aralarının da konuştuğu anlardır aslında bizi özgür kılan bazen. Yanılıyor muyum?

16 Ağustos 2013 Cuma

altıbiron

bir harp melodisi sırasında bana söylenmiş mırıltı: bir tek gamzen yenebilir o yapay direnişi besleyen iç korkuyu...