PODCAST

18 Ekim 2009 Pazar



Bu sonbahar nereye baksam harika konserler görüyorum.Dün Milliyet gazetesini okurken, Çok değerli arpist Şirin Pancaroğlu ve triosunun bir konseri olduğunu görünce yine çok heyecanlandım ve hemen konser biletlerini aldım.

Bu performansta; Takemitsu,Debussy,Brumby,Kim,Astor Piazolla ve Gardel'in eserleri yorumlanacakmış.Bence Türkiye'deki en iyi Debussy yorumcusu Şirin Pancaroğlu'dur.

Evet,konserimiz 19 Ekim Pazartesi saat 20:00'da Süreyya Operasında. Yenilendikten sonra Süreyya Operasına ilk gidişim olacak ve bu açılışı muhtesem arp yorumlarıyla Şirin Pancaroğlu için yapıyor olmak ayrıca bir keyif!

Keşke bu sonbahar David Darling,Trilok Gurtu ve Jan Garbarek konserleri olsa da buradan sizlerle paylaşsam!

Mutlu Pazarlar!

17 Ekim 2009 Cumartesi

Rypdal ve Muusen'e saygı!



Heyecanla beklediğim konsere sonunda gittik.Aya İrini'nin muhtesem atmosferine tezat olan rahatsız koltuklarına oturduk ve beklemeye basladık.Bu arada daha gitmeden ufak çapta bir hayal kırıklığı yaşadım çünkü Ketil Bjornstad sağlık sorunları nedeniyle konsere katılamayacaktı.Bjornstad'ın yerine sahnede Terje Rypdal'a Morten Huusen piyanoda eşlik etti.Morten Huusen'i ilk defa dinledim bence gayet başarılıydı ama Bjornstad olsaydı konser daha Cazz'gır geçecekti.Huusen ile Rypdal bize psychedelic jazz dinlemenin ayrıcalığını yaşattılar.

Benim asıl derdim seyirciyle.İlk parçadan sonra yanan ışıkları fırsat bilip konseri terk eden yaklaşık 40 seyirci oldu.Bunlar Akbank yada herhangi bir sponsor tarafından bedava bilet verilen ve performansı "açıcı!!!" bulmayan şahsiyetlerdir diye düşündük.Daha sonra her parça bitiminde yanan ışıkta sürüyle insan konseri terk etti,bizim muzige kendini kaptırmıs kapalı gozlerimizi saygısızca açmamıza sebep oldular.

Benim anlayamadığım şeyler şunlardır:

1.Bir insan neden konsere gider?Sevdiği sanatçıyı izlemek ve canlı performansına tanık olmak için.

2.Normalde bir insan bilmediği birinin konserine gidecekse ne yapar?Konsere gitmeden once müziklerini edinir ve dinler.

3.Müziklerini dinlemeye vakti ve fırsatı olmadıysa?Oturur ve saygıyla dinler,en azından sahnede aralıksız performansla çalan ustalara saygıdan arkasını dönüp kıkır kıkır gülerek gitmez...

4.Çok sıkıldı çıkması gerek,ne yapmalı?En azından gürültü çıkarmamalı,çenesini kapayıp "bu ne lan caz mı bu ne alaka ki?"gibi lümpen ve subjektif yorumlarla etkinlikten keyif alan bizim gibi insanları çileden çıkarmamalı.

Evet,bir konserde böyle geçti.Bizce alışılmışın dışında ve çok etkileyici bir konserdi.Gözlerimizi kapatıp tekrar açmaya kıyamadık ve her an sanki Shine on you crazy diamond'u mu çalacaklar gibi heyecan yaşadık.Notalar o kadar esrik ve bir o kadar da bütünleştiriciydi....

3 Ekim 2009 Cumartesi

caz alarm!



Akbank Caz Festivali başlıyor bunu duymayan kalmadı artık sanırım.Ve beni inanılmaz heyecanlandıran bir ikili var. 16 Ekim Cuma günü Aya İrini'de saat 20:30'da Terje Rypdal ve Ketil Bjornstad sahne alacak. Bir taşla iki kuş diye buna denir.

13 Eylül 2009 Pazar

hem müziğimi dinlerim hem yüzerim


Eğer spor yaparken müzik dinlemesseniz verim alamıyorsanız ve sırf müzik dinleyemediğiniz için yüzmeyi sevmiyorsanız

http://www.h2oaudio.com/ adresini tıklayın.

28 Ağustos 2009 Cuma

J.Krishnamurti



Büyük Hintli düşünür bütün dünyayı dolaşarak,evrensel mesajlar dağıtarak geçen ömrünün sonlarına doğru onu dinleyenlere şunu der:

"Sırrımı bilmek istiyor musunuz?"

Herkes nefes kesilir,

"İşte sırrım...Ne olduğuna aldırmıyorum"

Bunun mesajı nedir?

Olayı yargılamayı reddetmek,etiketlemek yerine kabul etmek ve yüksek düzenle bilinçli uyum haline girmek,şimdiki anla bütünleşmenin burada başladığını görmek zor olmamalı.

Zihninizde hava boşlukları yaratın;eleştirmeden,kırmadan üzmeden veya kızmadan...Yaşamın zekası o boşluğu en güzel haliyle dolduracaktır.

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Choke



Dün akşam seansında Chuck'un Choke'unu izledim.

İster istemez fight club sever olarak Choke'tan hayli beklentiliydim.Tyler Durden gibi fantastik bir kahraman bekliyordum.Fakat Choke taki Victor bildiğimiz bir anti kahraman.

Tıkanma'yı okumamış olmam hayır mıdır şermidir bilinmez ama cHOKE bana düşük bütçeli,az çözünürlü ve bohem olsun diye şişirilmiş bağımsız bir filmin tadını bile vermedi.

Kara komedi olmuş diyeceğim ama o bile olamamış.İsanın klonu olduğu varsayılan alzeimer hastası annesine-annesi olduğunu düşündüğü kişiye- bakan seks bağımlısı ve restorantlarda boğularak kendine kahraman arayan bir anti kahraman Victor.

Bu donelerle ve Palakniuk imzasıyla bence bir başyapıt yaratılabilirdi ama "Choke" benim için annemle -uzun bir zamandan sonra- sinemaya gitmeye karar vermişken,yanlış seçim yaparak hayalkırıklığı yaratan bir film olarak kaldı.

9 Ağustos 2009 Pazar

Gecikme için özür


Efsaneye tanık oldum.
Muhteşemdi.Kusursuzdu.Dakikti.Saygılıydı.Samimiydi.An'da kayboluyordu.Yumuşacık bir İstanbul rüzgarı vardı aramızda sadece.4 kez bis yaptı ceylan gibi sekerek.Ustalığını bütün güzelliğiyle gösterdi ve gitti...
Bu fotografı ben çektim.Nasıl mı?Çünkü en öndeydim...Ön sıralarda demiyorum.EN ÖN.
Kallavi para ödemiş diyenler var şimdi.
sadece 20 ytl otopark valesi parası ödedim.
Nasıl mı?
İsteyin,evrene sipariş verin ve olsun diyorum:))

BAAAM!

Zihindeki kara kutuları patlatmaca. BAM! BAM! BAM! Sadece rüyalarda olan şeyleri öldürmece. BAM! BAM! BAM! Kimseye göndermeyeceğin halde yaz...