PODCAST
7 Haziran 2011 Salı
5 Haziran 2011 Pazar
önemsiz şeydir kendini ciddiye almak

taze taze hissedilenler:
seni kendine yabancılaştıracak bir şey yaşasan bile kendinin yanında kalışının tarifsiz hazzı.
şişede durduğu gibi durmayan yeşil efenin sadece gözlerini kapattığında seni girdaba sokması.
uykusuzluğun öğrenilecek bir şey olması.
yeni bir yolculuğun uçak biletinin pnr numarasının cep telefonuna smsle gelmesinin karnında yaşattığı hoppidi.
sagazan izledikçe daha da izlemenin dürtüsü.
dikizlenmek.
havuzda ölen 2 adet kara tavuğun bünyede yarattığı dramatik hasar.
maydanoz ağacı projesinin mutluluğu.
yüksek volümle konuşan insanların yarattığı asabiyet.
hayatımdan çıkardığımdan iki misli fazla insanın yaşamıma yerleşme ataklarının senfonik karmaşası,
şifrelerimi ve oyunlarımı seçme özgürlüğünü bana geri veren,dahası yeni varyasyonlar eklemeyi ihmal etmeyen,simbiyotik varlık ,sevgili akü mrpf'nin dirilişine övgü,
ve aslında çoklaştıkta,ikilendikçe,içtikçe daha da yalnızlaşan aşıkların sepia,kumlu ve basiretsiz varlıklarının bu evrene katacakları hiç bir şeyin olmadığını gördüğümde hissettiğim batık acısı.
az gelmiş
ama yaz gelmiş.epidermisimdeki bronz titreşmeler,magnum temptation,on bir dakika ve Alaska in winter.
Kaldığınız yerden devam edin,zaten tekrar aynı yere geleceksiniz.
Fenilaninin açıklanamayan formülü kadar kudretli bir iç çekiş.
ve biraz da kaygısızlık.
29 Mayıs 2011 Pazar
waning crescent %14 of full
hani bir şeyi ilk kez duysan bile
aslında o an duymak istediginin sadece o olduguna eminsindir.
bunun gibi bişey.gözlerini kapamak üzeresin ay.
yakında kapkaranlık bir küre olacaksın,yeniden doğmak üzere.
(edt:evet bir kez daha yazmak istedim.sadece bunu duymak istiyorum.üstelik ilk kez dinlemediğim halde...earworm...)
sleep tight.
26 Mayıs 2011 Perşembe
le méridien
25 Mayıs 2011 Çarşamba
susac
The secret is to be awake.To be awake is everything.
taslakları oluşturmaya başladım.umarım boş durmuyorsundur.
taslakları oluşturmaya başladım.umarım boş durmuyorsundur.
20 Mayıs 2011 Cuma
semboller ve sembolsüzler
4 Mayıs 2011 Çarşamba
cihangire "Hayat" geldi

Rakı içmek meze yemek için ille Cavit'e mi gitmeliyiz? yok mu şöyle Cihangir'de güzelce demlenebileceğimiz yer? diye mızmızlanırken geçen ay Time Out dergisinde Cihangirde açılan Hayat restoran ile ilgili bir yazı okudum.Hemen gidilecek yerler listesine ekledim. Haftasonu 2.defa izlediğim "Kaybedenler Kulubü" seansından sonra doğru Cihangire geçtik. "Hayat"ın bembeyaz örtülü masalarından birine oturduk.
Rakı bardakları bile şirin.Hepsinin altında özene bözene işlenmiş dantel kılıflar var.Mezeler taptaze.Asmalımescit'in veya Çiçek'in o fabrikasyon özensizliği yok. Kalamar taptaze ve limon soslu geldi.Tarator sosa ihtiyaç duymadık,yumuşacıktı. Karidesler dondurulmuş değildi.Peynir lokanta peyniri değil özenle seçilmiş kahvaltılık peynirdi.Menüde kabak çiçeği dolmasını görünce pek sevindim ama malesef yoktu.Mezeler tamamen Ege usulüydü. Zeytinyağı mis gibi kokuyordu.Bütün bu güzel şeyler içinde memnun kalmadığımız tek şey porsiyonların çok küçük ve daha pahalı oluşuydu. Yine de Cihangire böyle bir "Hayat" gelmesi iyi oldu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
BAAAM!
Zihindeki kara kutuları patlatmaca. BAM! BAM! BAM! Sadece rüyalarda olan şeyleri öldürmece. BAM! BAM! BAM! Kimseye göndermeyeceğin halde yaz...
-
Zihindeki kara kutuları patlatmaca. BAM! BAM! BAM! Sadece rüyalarda olan şeyleri öldürmece. BAM! BAM! BAM! Kimseye göndermeyeceğin halde yaz...
-
Uzun zamandır hayalini kurup gerçekleştirme cüreti gösteremediğim bir şeyi yaptım ve kendi yarattığım müziklerin içine yazdığım veya rüyala...
-
çünkü ruhun siyah beyaz olsa da, akan kanın hâlâ kırmızı.

