Ve yine çok güzel geldi.Büyüleyici.Yaz gecesi serinleten kış geceleri ısıtan.Ilık bir çikolata tadı gibi damağımda tadın.Kulaklarımda ise yumuşacık bir melodi.Notaları tek tek ayrımsanacak kadar temiz.
Buradaydı.İstanbulda,CRR de.Yaşanacak güzel ve mavi şehrimde.
PODCAST
16 Ocak 2012 Pazartesi
13 Ocak 2012 Cuma
dipnot
çok yazmak geliyor ta içimden.
herkesin özenerek sahip olduğuna hevesleniyorsan,sen de sürüye hoşgeldin...
12 Ocak 2012 Perşembe
itinayla k.....
gün içinde tüketilen chai aromalı 5.yeşil çay.
seyahat günlüğümden rastgele bir sayfa açıyorum.selanik-atina treninde yazılan bir yazı.
"otoban göründü.gölge gibi kaçtıkça hızlanıyor,bir başına kalıp kimden kaçtı en çok?kendinden başka?okuyorsun anlamak için ama anlamakta olduğun şey anlaşılamayanlardan ibaret iken,sen söyle kim kandırıyor kendini,"bunu bana mı yazdın?"derken içinden..."
ve bir sürü içki.uzo,whisky,gin,tekila.keramikosta öğlen yenilen sulu domuz etli yemek ve likör bardaklarında içilen şarabın keskin kafası,viktoria'da sarhoş sarhoş dolanmak ve Glyfada'da adalar gemilerini izlemek...
güldüren şeyler de vardı.çılgınca hareket eden minik inşaat kepçesi ve kaybolduğumuz sokaklar.
geçen gün-tam cihangirin dar bir sokağından İstiklale çıkarken- adımı unutacak kadar sarhoş olup günlerce sızmak istemiştim.kısa bir süre.
yaşam size de bazen baş ağrısı veriyor mu? gözlerimi kapayıp Arborea dinlerken dün gece,kar yağmasını dilemiştim.Oysa şimdi bir başka lodos.Bizi sersemletip ısıtacak hafiften.
sayfaları çeviriyorum.bir başka yazı.Chris Isaak "Blue Spanish Sky" uçağımın kalkmasına 1 saat var. gözlerimi kısarak mavi ispanyol göğüne bakıyorum aynı şarkıdaki gibi.Bir sigara yakıyorum nedensizce.Now she's gone, our world has changed.
Watching a blue sky, thinking of rain.
Gülümseyerek içime çekiyorum dumanları...İspanyayı terk edip geceyi portekiz'de geçirecek olmak tuhaf bir huzur veriyor.şarkıyı tekrar dinlemek istesem de şarjım bitiyor.umursamıyorum.nadir içilen sigaranın başımı döndürmesi hoşuma gidiyor.İzlendiğimi fark ediyorum o anda. Keten takım elbiseli İspanyol sanki şarkıyı benimle beraber dinlemiş gibi dingince gülümsüyor...
ve bugün etrafı toparlarken yazın Plaza Real'de çocuklarının fotoğraflarını çektiğim Andrea'nin adresini buluyorum.Gecikmiş fotoğrafları yollarsam ne kadar sevineceğini düşünüyorum.Evet sanırım bu gece yapabileceğim en güzel şey bu.
Oysa kimi zaman bir yerlerden anlatmaya başlamak
aslında bir başka şekilde susmaktır.
seyahat günlüğümden rastgele bir sayfa açıyorum.selanik-atina treninde yazılan bir yazı.
"otoban göründü.gölge gibi kaçtıkça hızlanıyor,bir başına kalıp kimden kaçtı en çok?kendinden başka?okuyorsun anlamak için ama anlamakta olduğun şey anlaşılamayanlardan ibaret iken,sen söyle kim kandırıyor kendini,"bunu bana mı yazdın?"derken içinden..."
ve bir sürü içki.uzo,whisky,gin,tekila.keramikosta öğlen yenilen sulu domuz etli yemek ve likör bardaklarında içilen şarabın keskin kafası,viktoria'da sarhoş sarhoş dolanmak ve Glyfada'da adalar gemilerini izlemek...
güldüren şeyler de vardı.çılgınca hareket eden minik inşaat kepçesi ve kaybolduğumuz sokaklar.
geçen gün-tam cihangirin dar bir sokağından İstiklale çıkarken- adımı unutacak kadar sarhoş olup günlerce sızmak istemiştim.kısa bir süre.
yaşam size de bazen baş ağrısı veriyor mu? gözlerimi kapayıp Arborea dinlerken dün gece,kar yağmasını dilemiştim.Oysa şimdi bir başka lodos.Bizi sersemletip ısıtacak hafiften.
sayfaları çeviriyorum.bir başka yazı.Chris Isaak "Blue Spanish Sky" uçağımın kalkmasına 1 saat var. gözlerimi kısarak mavi ispanyol göğüne bakıyorum aynı şarkıdaki gibi.Bir sigara yakıyorum nedensizce.Now she's gone, our world has changed.
Watching a blue sky, thinking of rain.
Gülümseyerek içime çekiyorum dumanları...İspanyayı terk edip geceyi portekiz'de geçirecek olmak tuhaf bir huzur veriyor.şarkıyı tekrar dinlemek istesem de şarjım bitiyor.umursamıyorum.nadir içilen sigaranın başımı döndürmesi hoşuma gidiyor.İzlendiğimi fark ediyorum o anda. Keten takım elbiseli İspanyol sanki şarkıyı benimle beraber dinlemiş gibi dingince gülümsüyor...
ve bugün etrafı toparlarken yazın Plaza Real'de çocuklarının fotoğraflarını çektiğim Andrea'nin adresini buluyorum.Gecikmiş fotoğrafları yollarsam ne kadar sevineceğini düşünüyorum.Evet sanırım bu gece yapabileceğim en güzel şey bu.
Oysa kimi zaman bir yerlerden anlatmaya başlamak
aslında bir başka şekilde susmaktır.
8 Ocak 2012 Pazar
Kadınlar nasıl terk eder?
Kadınlar giderken çok sessizdirler.
Karşında oturuyor zannedersin oysa oturan şey sadece hayalidir. Az bir süre sonra seni terk edecek olan ve bir başka uzay zamanında aslında çoktan o masadan kalkmış olandır.
Hala seni seviyor zannedersin oysa kalbi bir başka uzay zamanında çoktan seni terk etmiştir.
Gökyüzüne bakıp ölmüş olan yıldızları hala görüyor olman gibidir bir kadının terk etmesi. gittiğini anlamak için ışık hızı kadar kuvvetli bir kalbin yoksa guguklu saat kuşunun ızdıraplı yavaşlığında geçecektir zaman onun gidişini anladığında.
Kendinden emin gülüşünü yüzünde donduracaktır gidiş. Sen karşında az önce oturanın o kadın olduğuna dair en sevdiğinin üzerine yemin edebilirsin ama bunun değiştireceği en son şey,
gidiştir.
gitmiştir işte.
öyle.
Karşında oturuyor zannedersin oysa oturan şey sadece hayalidir. Az bir süre sonra seni terk edecek olan ve bir başka uzay zamanında aslında çoktan o masadan kalkmış olandır.
Hala seni seviyor zannedersin oysa kalbi bir başka uzay zamanında çoktan seni terk etmiştir.
Gökyüzüne bakıp ölmüş olan yıldızları hala görüyor olman gibidir bir kadının terk etmesi. gittiğini anlamak için ışık hızı kadar kuvvetli bir kalbin yoksa guguklu saat kuşunun ızdıraplı yavaşlığında geçecektir zaman onun gidişini anladığında.
Kendinden emin gülüşünü yüzünde donduracaktır gidiş. Sen karşında az önce oturanın o kadın olduğuna dair en sevdiğinin üzerine yemin edebilirsin ama bunun değiştireceği en son şey,
gidiştir.
gitmiştir işte.
öyle.
4 Ocak 2012 Çarşamba
sizin rüyanıza hiç zeki müren girdi mi?
Sabaha karşı kulağımda tatlı bir ezgi vardı. Zeki Müren en güzel tonuyla bana bir şarkı söylüyordu. gözlerim kapalı dinliyordum.Ilık bir rüzgar.Belki eski zamanlardan birindeydim,bir gazinonun çay bahçesi,beyaz demirden sandalye ve masalar.Şunları diyordu:
GÖZLERİN İLAN-I AŞK
SÖZLERİN İLAN-I TERK
uyandığımda saat o4:48 idi.Hemen bu sözleri bir yere not ettim.Çok sevdiğim Zeki Müren bana ne demek istemişti?
Gözlerin yalan söylemiyor sözlerin ise beni durmadan terk ediyor demekti bu belki de...
Eğer aşıksanız ,Yormayın kendinizi;birbirinizi
Bir deniz bulun bir de rüzgar
ve bir de parçalanacağınız bir uçurum...Sevgilim demeyi öğrenin...
nietzsche yıllar hepinize.
GÖZLERİN İLAN-I AŞK
SÖZLERİN İLAN-I TERK
uyandığımda saat o4:48 idi.Hemen bu sözleri bir yere not ettim.Çok sevdiğim Zeki Müren bana ne demek istemişti?
Gözlerin yalan söylemiyor sözlerin ise beni durmadan terk ediyor demekti bu belki de...
Eğer aşıksanız ,Yormayın kendinizi;birbirinizi
Bir deniz bulun bir de rüzgar
ve bir de parçalanacağınız bir uçurum...Sevgilim demeyi öğrenin...
nietzsche yıllar hepinize.
26 Aralık 2011 Pazartesi
s.e.k

Bana bilmediğim şeyleri söyleyebilirsin. Çekinmeden. Ama bana hissedemediğim şeylerden bahsetme.Tehdit etme.
Bu da geçecek biliyoruz değil mi?
Buz gibi bir noel sabahında İstanbulda sabahın 7sinde açık manav aramak kadar absürd aslında herşey...Sonra yatağa geri dönmek,azıcık daha uyuyabilmek için göz yaşı dökmek.Donmak üzere ayaklarını oynatamayacak kadar üşümek ve bir türlü ısınamamak.
Oysa kalbimin üzerine örtebileceğim hiç bir battaniye yok.
Bildiğim tek şey teslim olmanın bazen işe yaradığı bazen de yaramadığı...
Ve bir gün herkes birbirini çok özleyecek.
10 Aralık 2011 Cumartesi
anlar

Keyifli bir anımda okunan eski bir Poetix Undeground denemesinin hemen ardından ellerimi frambuazlı İngiliz sabununa emanet edip bolca köpürterek yıkayıp odama geçtiğimde masamda Türk kahvem ve annemin sabahleyin kokusuyla basımı döndürdüğü nefis aşuresi duruyordu.Üzeri nar taneleri ve cevizle süslenmiş ve bence laz böreğinden sonra dünyanın en enteresan tatlılarından birisi aşure.
Saatime bakıyorum.Ay tutulmasına yaklaşık bir buçuk saat var. saatimi kuruyorum.2014 e kadar gerçekleşmeyecek olan bu mucizevi doğa olayını izleyeceğim.elimden geldiğince kaydederek.
çok uzun zamandır hiç dinlemediğim şarkıları dinliyorum.ve bu sabah yere yatıp dümdüz uzanmış bir halde güneşin bedenime değmesinin tadını çıkarırken ölünce eğer müzik dinleyemezsem ne kadar sıkıcı olacağını düşündüm kısa bir süreliğine.O sırada televizyonda François Ozon'un Ricky isimli filminin son sahneleri oynuyordu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
BAAAM!
Zihindeki kara kutuları patlatmaca. BAM! BAM! BAM! Sadece rüyalarda olan şeyleri öldürmece. BAM! BAM! BAM! Kimseye göndermeyeceğin halde yaz...
-
Zihindeki kara kutuları patlatmaca. BAM! BAM! BAM! Sadece rüyalarda olan şeyleri öldürmece. BAM! BAM! BAM! Kimseye göndermeyeceğin halde yaz...
-
Uzun zamandır hayalini kurup gerçekleştirme cüreti gösteremediğim bir şeyi yaptım ve kendi yarattığım müziklerin içine yazdığım veya rüyala...
-
çünkü ruhun siyah beyaz olsa da, akan kanın hâlâ kırmızı.