PODCAST

3 Ocak 2016 Pazar

Harmony Korine

It's snowing like it's the end of the world

Kar,ayak izlerinin üzerini örttü. Kar,yerde ölen tüm kardan meleklerin üzerini örttü. Kar,saklanan içki şişelerinin üzerini örttü. Kar,kristallerinin içine saklanan tüm sesleri önce yavaşça öldürdü, sonra da üzerlerini örttü. Kar,izlerimi takip ettiğin tüm zamanları önce dondurdu sonra da büktü. Zaman bükülünce ne olur biliyor musun? Kar yağar. Hiç yağmadığı kadar yağar.

27 Aralık 2015 Pazar

28-1=27

Tesadüfmüş gibi davran. Gökyüzüne bakarken göz bebeklerinin üstünü örtme. Acıyana kadar. Belki yağmur yağar.
" Benim için yapacağın en uç şey ne?"
" Ölürüm senin için."
" Ölme. Yanımda kal ama yaşat beni de."
Baktı bana. Gözlerinden okyanusları içtim yine.

Sevgili M.
Ne çok isterdin annenin seni sevmesini? Elinden gitmene izin vermemesini..."Sen gitmedin. Annen seni bıraktı"deyiverdim ya birden dün gece...Sözcüklerim bazen çok yaralıyor karşımdakini. Buna engel olmayı öğrenemedim.Ya hep pamuklara sardım sözcüklerimi ya da pamuğun toplandığı dikenlerle donattım. Ya onardım ya kanattım. Affet beni M.

Sıra sana gelecek diye merakla bekliyorsun. Elimdeki viski kadehini yazdıklarımın üstüne döküp ateşle tutuşturdum. Mavi ateşi izledim. Tıpkı Numenx'in gülüşü gibi çarpıktı gülüşüm. Gezdiğim ülkeleri düşündüm. Gülüşün kahkahaya sonra da haykırmaya dönüştüğü o an gelecek sandım. Gelmedi. "Gel" dedim. "Kapıyı dünyanın üzerine kapatıp kaçalım buradan "dedim. Yalancıları, psikopatları, borçlarını ödemeyenleri, bencilleri, sadece alan ve almadığında tüm bağlarını kesenleri, istemediğinde birden ortaya çıkanları, insanları kazıklayanları, sevdiklerimizi üzenleri, savaştıranları ve kara delikleri dünyaya kilitleyip kaçalım buradan"dedim. "Olur" dedi.

Gözlerinden okyanusları içtim yine.

Sevgili Kimse.
En güzeli sana yazmak. Tanıdığımı sandığım herkesin vadesi doldu. Kelime sarfetmekten yoruldum.

Sevgili Düşler,
Yalanların ılık koynundan uyandım. Haydi doldurun içimi dışımı.
Sevgili Lily Marlene,
Seni bekleyen herkese uzaktan selam verip kayboldun değil mi?

19 Aralık 2015 Cumartesi



kapat gözlerini ve başka hayatları dikizle içinden.
Kazağını kokla. Başka bir evin kokusunu çek içine.Bir zamanlar yaşadığın.Çamaşır sepetlerini taşırken ah dediğin, tozunu alırken hapşırdığın ve kendi yemek tariflerinle kokuttuğun evin kokusu.

25 Temmuz 2015 Cumartesi

Martılar da seni öptüğüne göre artık özgürsün.

kitapların altını çizerek, kenarına köşesine aforizmalar yazarak sayfaları hırpalamayı seviyormuşsun. bunu neden unuttum?
İstanbul'daki son gününün sabahı bulutlu ve nemliydi. Küçük Jonathan sana gökyüzünden martı öpücükleri yolluyordu. Ellerini tulumunun cebine soktun ve kırmızı ayakkabılarına bakarak derin bir iç çektin. Defalarca iç çekmiştin. Seni duymadım. Bana dediklerinle yetindim. Şimdi kalbim nasıl buruştu bir bilsen. Yalnız kaldığın anlarda sadece kendine söyleyebildiğin gerçeklerinle kalbini şişirirken ben başka bir ülkede seni düşünüp içimde acıyan o tuhaf bilinmezliği anlamlandırmaya çalışıyordum.
Bir şeyler kalbini kemirirken benim de ruhum iğneleniyordu fakat her seferinde o buruk "iyiyim" deyişlerinle avunmalıydım. Sen beni avutmaya çalışırken ben gülüşlerindeki eksilmeleri sayıyordum beceriksizce. Sen bunu bilemedin ben ise yanına gelemedim. Yol uzun cebim ise delikti. Ne sevimsiz gerekçeler. Kekreydi yol düşleri.
Yatağında yalnız uyandığın sabahlardan birinde seni aradığımda sesindeki bıkkınlık beni andan koparmıştı. Dakikalarca koltukta kalmıştım. Aynı noktaya bakıyordum. Düşündüğüm tek şey sesindeki o kırgınlıktı. Bıkmıştın. Bıkmaktan bıkacak kadar bıkmıştın. Kelime kullanmasan da anlatmıştın bunu bana.
Sonra o canım ela gözlerindeki yaşları görünce... İçime damlayan karanlığı sana nasıl anlatsaydım? Her karanlığın sabahında billur gibi şakıyan bir bülbülün baş ucuna gelip seni düşlerinden öpeceğini daha sonra da her şeyin yoluna gireceğini sana nasıl söyleyebilirdim? Buna seni hemen nasıl inandırabilirdim?
Şimdi duy beni perim. Duy beni. Hafifçe yürümeye devam et parmak uçlarında, güzel saçların kalsın rüzgarda ve sen sadece kalbini doyur. Gözünden akan her damla yaş seni ışıldatacak mavilere karışsın.
Bütün denizlerden geçip kendine öyle bir yer bul ki şimdi, gözlerini kapatsan da masmavi bir okyanus kucaklasın seni. Hiç korkma. Artık korkacak bir şey kalmadı.

BAAAM!

Zihindeki kara kutuları patlatmaca. BAM! BAM! BAM! Sadece rüyalarda olan şeyleri öldürmece. BAM! BAM! BAM! Kimseye göndermeyeceğin halde yaz...