PODCAST

22 Ocak 2016 Cuma

karlar yağdırdın yatağıma

karlar yağdırdın yatağıma... oda sıcaklığı kaç dereceydi kim bilir. beden ısım yükselirken odamın ısısı düşüyordu giderek. Yanıma yatmadığında, karlar yağdırdın yatağıma. Uyandığımda yanaklarım soğuk göz yaşlarımla üşümüştü. Burnumu çekiyordum, gecenin hayaletleri soluğumu karlarla doldurmuştu.Nefes almak ne kadar zordu. Dışarı çık biraz nefes al dedi. Çıkamadım. Ama mecburdum. Bir martı gibi süzüldüm karlı sokaklarda, henüz uyanmamış evlerin kapalı perdelerine bakarak...Hepiniz uyurken ben göğsümden atamadığım bir tomar karla, bu sokaklarda, kalp yaralarım daha da şişmesin diye...Yavaş yavaş ölüyorum... tasavvur ettiğim ağacın köküyle hiç olmadığım kadar uzun bir ağaca dönüştüğümde, bu küçücük evrene sığdırmaya çalıştığım kelimeler bedenime sarılan her canlının içine bir ruh gibi girecek.Kar tükenmeden yağıyor ve ben yine söylüyorum: "herkes birbirinin ruhundan soluyor"

17 Ocak 2016 Pazar

delirmek ve yazmak

bir dakikalığına tanıdığınız beni unutun ve her şey aramızda kalsın istiyorum. evet haklısınız. iki kişinin arasındaki şey sır olamaz. sırlarımı tutamazsınız. içinde siz var mısınız diye bir bakarsınız önce, varsanız biraz daha dikkatli okursunuz. Sizin kısmınız geçince evde size seslenen kişiye cevap verir ve ekran pencerelerinde açık kalan diğer sayfalara kayarsınız. Ben burada tek başıma kaldığımı anlamadan anlatmaya devam ederim. sonra tarih üzerine kapanır yazılanların. belki bir kaç güzel parça. sonra dinlerim der ve belki not alırsınız. o şarkılar hiç dinlenmez. bunu zorunluluktan dinlemenizi istiyorum şimdi. Bu akşam işiniz zor. Bu akşam beklentili olmayı denememin ilk gecesi çünkü. Benim kurallarım geçerli bu gece. Ben ne dersem o olacak ve siz de okuyacaksınız. Bu akşam yazacaklarımın içinde yoksunuz. Öncelikle bunu belirteyim. Ama okumalısınız. Neden mi? Çünkü öyle istiyorum. perdeleriniz titriyor. beni izlediğinizi görüyorum. sorun değil. saklanın. hiç önemsemiyorum.buraya yazıyor olmam dikizlenmeyi önemsemediğimi gösteriyor zaten. Kişisel tarihimi not aldığım defterlerimi hepinizden saklıyorum. Ne öcüler var orada ah bir bilseniz. ama bilmeyin. zaten bilemezsiniz. kar yağacak. öyle bir yağacak ki... hah. biliyorum. eski bir şarkı. nedense aklıma vaktiyle yaşamıma anlamsızca girip çıkan kirli yeşil gözlü fena kalpli kadın geldi.neyse. bu önemsiz bir detaydı. bir sokakta yürümek istiyorum. rüzgar kulağımda uğuldasın. kırmızı ayak izleri bırakayım yerde. umarsızca yürürken omzuma sokak kuşları konsun. ben yürürken sıkıca tutunmak için pençelerini çıplak omuzlarıma geçirsinler, kanasın, dedim ya umrumda değil. benim için birileri sevdiğim müzikleri çalsın o sokakta. her pencere açılsın. her pencereden ayrı bir tını yükselsin. gülümseyerek selamlayayım hepsini. pencelerelerden uzanan suratları görmesem de seslerinin duyayım. orhan pamuk, murat gülsoy, küçük iskender, virginia woolf, charles dickens, rilke ve dahasını okusun her kafa bana. muhteşem bir orkestra olsun. şiir ve hikaye okuyan dudakların arasından sevdiğim tınılar ruhun bedene geri dönüşü gibi dolsun. avuçlarımı göstereyim. yalnızlıktan korkmadığımı görsünler diye bileklerimi bana bakan yüzlere siper edeyim. içimdekinden korkmuyorum. siz neden bu kadar korkarsınız anlamam. delirmek ve yazmak birbirine o kadar yakın ki.

3 Ocak 2016 Pazar

Harmony Korine

It's snowing like it's the end of the world

Kar,ayak izlerinin üzerini örttü. Kar,yerde ölen tüm kardan meleklerin üzerini örttü. Kar,saklanan içki şişelerinin üzerini örttü. Kar,kristallerinin içine saklanan tüm sesleri önce yavaşça öldürdü, sonra da üzerlerini örttü. Kar,izlerimi takip ettiğin tüm zamanları önce dondurdu sonra da büktü. Zaman bükülünce ne olur biliyor musun? Kar yağar. Hiç yağmadığı kadar yağar.

27 Aralık 2015 Pazar

28-1=27

Tesadüfmüş gibi davran. Gökyüzüne bakarken göz bebeklerinin üstünü örtme. Acıyana kadar. Belki yağmur yağar.
" Benim için yapacağın en uç şey ne?"
" Ölürüm senin için."
" Ölme. Yanımda kal ama yaşat beni de."
Baktı bana. Gözlerinden okyanusları içtim yine.

Sevgili M.
Ne çok isterdin annenin seni sevmesini? Elinden gitmene izin vermemesini..."Sen gitmedin. Annen seni bıraktı"deyiverdim ya birden dün gece...Sözcüklerim bazen çok yaralıyor karşımdakini. Buna engel olmayı öğrenemedim.Ya hep pamuklara sardım sözcüklerimi ya da pamuğun toplandığı dikenlerle donattım. Ya onardım ya kanattım. Affet beni M.

Sıra sana gelecek diye merakla bekliyorsun. Elimdeki viski kadehini yazdıklarımın üstüne döküp ateşle tutuşturdum. Mavi ateşi izledim. Tıpkı Numenx'in gülüşü gibi çarpıktı gülüşüm. Gezdiğim ülkeleri düşündüm. Gülüşün kahkahaya sonra da haykırmaya dönüştüğü o an gelecek sandım. Gelmedi. "Gel" dedim. "Kapıyı dünyanın üzerine kapatıp kaçalım buradan "dedim. Yalancıları, psikopatları, borçlarını ödemeyenleri, bencilleri, sadece alan ve almadığında tüm bağlarını kesenleri, istemediğinde birden ortaya çıkanları, insanları kazıklayanları, sevdiklerimizi üzenleri, savaştıranları ve kara delikleri dünyaya kilitleyip kaçalım buradan"dedim. "Olur" dedi.

Gözlerinden okyanusları içtim yine.

Sevgili Kimse.
En güzeli sana yazmak. Tanıdığımı sandığım herkesin vadesi doldu. Kelime sarfetmekten yoruldum.

Sevgili Düşler,
Yalanların ılık koynundan uyandım. Haydi doldurun içimi dışımı.
Sevgili Lily Marlene,
Seni bekleyen herkese uzaktan selam verip kayboldun değil mi?

BAAAM!

Zihindeki kara kutuları patlatmaca. BAM! BAM! BAM! Sadece rüyalarda olan şeyleri öldürmece. BAM! BAM! BAM! Kimseye göndermeyeceğin halde yaz...