söylemek istediğim aslında birçok şey var. söylemek istediklerimi erteledikçe sanırım söylemek istediklerim daha da çoğalıyor içinden çıkamayacağım tanımlamalara girmek istiyorum. sen en zor günlerimde en güvendiğim kıyıdaki altınımsın. ama benim kıyım farklı bir kıyı. aslında o kıyı en özel alan. kıyıda yaşayanlar..
burası bazen bana da bir sığınak.kıyıda yaşamak...bilirim o ne demek...bu kadar birbirini anlamayan insanın arasında korunaklı olsak ne değişir? Bilmez miyim hiç bütün bu sözler ne der ona Bu sözler ve bu sözlerin içinde çırpınan uzaklıklar Dolaşıyorum bir başıma, ortalıkta kimsecikler yok Kıyılar da bomboş, kır yolları da Soluğumu duyuyorum ara sıra, bir onu duyuyorum Duymuyorum belki de, biliyorum yalnızca Ayaklarımın altında yaban naneleri, kekikler Yol kenarında bir kapı, tahta Peki, kim yitirmiş evini, ya da Hangi yitikle yok olmuş o yapı Kimbilir Vuruyorum yokuş aşağı, kıyıya Bir taşın üstüne oturuyorum Ben oturur oturmaz Çıkıyor kuytularından bütün görünümler Ve ufak bir oyun oynuyor bana doğa Alıp alıp götürüyor gözlerimi bıkmadan Kısalıp uzayan bir çift yılan balığını andıran gözlerimi Güneşin şavkından yuvarlanan çakıllara Tam o sıra bir vapur yanaşıyor iskeleye uzun sürecek bir sonbahar taslağı gibi... Ah be,Edip Cansever vakti.
söylemek istediğim aslında birçok şey var. söylemek istediklerimi erteledikçe sanırım söylemek istediklerim daha da çoğalıyor içinden çıkamayacağım tanımlamalara girmek istiyorum. sen en zor günlerimde en güvendiğim kıyıdaki altınımsın. ama benim kıyım farklı bir kıyı. aslında o kıyı en özel alan. kıyıda yaşayanlar..
YanıtlaSilburası bazen bana da bir sığınak.kıyıda yaşamak...bilirim o ne demek...bu kadar birbirini anlamayan insanın arasında korunaklı olsak ne değişir?
YanıtlaSilBilmez miyim hiç bütün bu sözler ne der ona
Bu sözler ve bu sözlerin içinde çırpınan uzaklıklar
Dolaşıyorum bir başıma, ortalıkta kimsecikler yok
Kıyılar da bomboş, kır yolları da
Soluğumu duyuyorum ara sıra, bir onu duyuyorum
Duymuyorum belki de, biliyorum yalnızca
Ayaklarımın altında yaban naneleri, kekikler
Yol kenarında bir kapı, tahta
Peki, kim yitirmiş evini, ya da
Hangi yitikle yok olmuş o yapı
Kimbilir
Vuruyorum yokuş aşağı, kıyıya
Bir taşın üstüne oturuyorum
Ben oturur oturmaz
Çıkıyor kuytularından bütün görünümler
Ve ufak bir oyun oynuyor bana doğa
Alıp alıp götürüyor gözlerimi bıkmadan
Kısalıp uzayan bir çift yılan balığını andıran gözlerimi
Güneşin şavkından yuvarlanan çakıllara
Tam o sıra bir vapur yanaşıyor iskeleye uzun sürecek bir sonbahar taslağı gibi...
Ah be,Edip Cansever vakti.